Yaşadığımız toplum pek çok tecrübesiyle hayatın kolaylaşmasını sağlayacak nitelikli sözler ve aktarımlarla, bizi daha kültürlü ve yaşanabilir hayatın sahiplerinden kılar.

Konuşurken sözünü dikkatlice ve akıl süzgecinden çok defalar geçirerek, hayata dair düşüncesini ifade eden insanoğlu; arkasından tüm ilişkilerinde edindiği bilgi ve tecrübeyle hayatını sürdürmenin kaliteli bir hal almasını veya tam tersine kötü, sürünerek zillet dolu bir hayatı yaşamaya kendisini mahkûm eder.

Bireyin ve toplumun huzuru ancak güven denilen algının ve pratiğin oluşmasıyla ortaya çıkar. Huzursuz birey, aile, toplum gibi insan merkezli her kavram; ancak birbirine güvendiği ve karşısındakinden emin olduğu müddetçe rahat bir hayat yaşar.

Huzurlu birey ve toplumlar; ancak bu konuda verilen çok uzun çaba ve eğitimle bilinçlendirilen birey ve toplumların olmasıyla asıl hüviyetlerini bulacaklardır.

Başkasını huzursuz edenlerin kendilerini güvende hissetmeleri ve etraflarıyla rahat ilişkiler içinde olmaları mümkün değildir.

Başkasına zarar veren birey ve toplumlar; her an kendilerine karşı çıkacak bir takım tepkileri ve savunma merkezli itirazları beklemeye başlayacaklardır.

Namus denilen kavramın öncelikle sadece vücudun bir bölgesiyle ilgili olmadığını bilir ve düşünürsek; akılda ve gönülde başlayan güven duygusunun dışa vurulmasında veya kendini ifade tarzında saklı olduğunu görebiliriz.

Namus kavramın; insanın sır ve dost kabul ettikleriyle ilgili olduğunu bilmeliyiz.

Namus Cebrail için kullanılan bir kavram olduğu gibi, kendini helaline saklayan bireyin haliyle ilgili olarak da algılanabilir.

Sadece kadınla ilgili olmayan namuslu olma hali; bir yönüyle eşine sadık ve onun sırlarını saklayan hem kadın hem de erkek içinde kullanılır.

Eşine dair bilgiler, şu veya bu sebeple başkalarına paylaşmanın iki anlamı olacaktır. Ya ihanet, ya da gaflet.

İhanet ve gaflet denilen bela; bireylerin huzursuz olmasına sebep olduğu gibi, diğer bir yönüyle toplumsal huzursuzlukların da ortaya çıkmasında asıl etken olacaktır.

Bir takım güdülenmelerin ve cehaletin ortaya çıkaracağı fanatizm; kim tarafından ve hangi boyutta olursa olsun, önce insan hayatına sonrasında insanın oluşturmak istediği medeniyetlere kast edecektir.

Hayat içinde ister bireysel ister toplumsal sırlarınız mutlaka olacaktır. Sırlarınızın olması bazen geleceğe dair beklentilerinizle veya hatalarınızla da ilgili konularda olabilir. İnsanın hata yapmak hakkı olmadığı gib,i bunu sanki hiç olmayacak bir şeymiş gibi öne çıkartarak insanların veya toplumların kötülenmesine veya bitirilmesine yönelik planlamalar içine girmek, gerçekten adaletsizliğin hakim olduğu bir dünyaya insanlığı terk etmek olacaktır.

Namusluluk sıradan bir kavram veya düşünce tezahürü olmayıp, aslında insanı insan yapan erdemlerin en ön sırada kabul edeceği bir noktada ve hayatın olmazsa olmazıdır.

Hayırlı sırların ortaklığını yapana namuslu dendiği gibi, kötü sırları ifşa edene kullanılan kavram da casus olacaktır.

Kendinizce namuslu kabul ettiğinizle çok yüksek oranda sırlarınızı paylaşarak, ona verdiğiniz değere bir standart yüklemişken, sırrınızı ortalığa yayana da değersizleştirdiğinizi ifade anlamında casus veya namussuz nitelemesini yaparsınız.

Namussuzların içeride olması ve onları fark edemeyiş bir adamın basiretsizliğini ortaya çıkardığı gibi, namussuzun bu konuda ne durumda olduğunun da anlaşılmasını kolaylaştırır.

Kendi sırlarını başkasına satan ve görünümü ne olursa olsun, devletin hangi kademesi, toplumun yüreğinin neresinde yer edinmiş olursa olsun, zamanı geldiğinde yeniden ilişkilerin gözden geçirileceğini bilmesi gerekir.

Namus kabul edilen tüm değerlere sahip çıkmayı beceremeyen ama aslında ötekilerin adamı olduğu halde takiyyeci mantıklarla namussuzluk yapanlar var olduysa ve olacaksa; yönetenlerin, kanaat önderlerinin ve öne çıkmış isimlerin gafletten uzak ve basiretli yaklaşımlarla sözü söylemeleri ve işlerini kontrol altında tutmaları gerekir.

Güvenme namussuza dair kontrolü elden bırakmayı gerektirmez. Kasasını, yasasını, masasını emanet edip namusunuzu teslim ettiklerinizin de kontrole ve zaman zaman uyarılmaya ihtiyacı vardır.

Hangi seviyede olursa olsun kendisini eleştirmeye açık tutmayarak, la yusel ve la yuhti konumunda olduğunu düşünenler kendi etraflarında yeni puta tapıcı yalakalardan başkasını görmeyeceklerdir.

Bazı konumlar hata ettikleri vakitte alttaki tebaalarını zora sokarlar. Bazıları da kendilerinden başka kimseyi bağlayıcı olmadıkları için sadece kendilerine zarar verirler.

Haydi, artık herkes kendi konumunu yeniden bir gözden geçirsin ve konuşurken, karar verirken ona göre karar versin.

Unutmayalım ki;

Sırrını sır eden, sırrının sultanı olur;

Sırrını sır etmeyen, sırrının kurbanı olur.

Avatar
Adınız
Yorum Gönder
Kalan Karakter:
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Tarafsız haber için doğru adrestesiniz. Haber, Haberler, güncel haberler, internet haber,son dakika haberleri, Ulusal Haber Gazetesi farkı ile takip edin.
 Sitemiz iha abonesidir.sanalbasin.com üyesidir